1 ay önce
1 ay önce

Dünya dönmeyi bırakırsa ne olur?


1951 filmi the Day the Earth Still Stood Still‘de, Klaatu adlı bir uzaylı ve robot arkadaşı Gort, gelişmiş uzaylı teknolojilerini kullanarak dünyadaki neredeyse tüm elektronik teçhizatı aynı anda durduruyor. Otomobiller, fabrikalar, televizyonlar ve daha pek oldukça şey emek vermeyi bırakıyor ve gezegen ürkütücü bir duraklama içine giriyor. Peki ya film, kelimenin tam anlamıyla gerçeğe dönüşüyorsa? Daha da kuvvetli bir alete haiz bir uzaylı hayal edin, gezegenimizin dönüşünü durdurabilecek bir uzaylı. The Day the Earth Stopped Spinning, Hollywood orijinalinden oldukça daha yıkıcı bir film olurdu. Bilincinde olmayabiliriz, sadece gezegenimizin dönüşü Dünya’daki en temel süreçlerin bazılarının altında yatıyor. Aslen Dünya durağan(durgun) bir gezegen olsaydı, muhtemelen burada olmazdık.

Dünya Durursa

Dünya aniden dönmeyi bırakırsa, gezegenin yüzeyinin bir çok için oldukça büyük bir yıkım olurdu. Hissetmesek de, çoğumuz dönerken gezegenle beraber hareket ediyoruz; Ekvatorda bu, saatte ortalama 1.609 km hıza çıkıyor. Gezegeni ansızın durdurursanız, üstünde oturan her şey doğuya doğru uçar. İnsanların, evlerin, ağaçların, kayaların ve daha fazlasının saatte yüzlerce km hızla yana doğru fırlatıldığını hayal edin. Sonrasında, hala neredeyse gezegen kadar süratli dönen yüksek süratli rüzgarlar, yüzeyi temizlerdi.

Yavaşlama daha kademeli olarak gerçekleşseydi, etkisinde bırakır gene de acıklı olacak, sadece daha uzun bir süre süresince ortaya çıkacaktı. Fark edebileceğimiz ilk şey, Güneş’in artık bigün süresince gökyüzünde dolaşmıyor olmasıdır. Güneş’in görünürdeki hareketi, Dünya’nın dönüşünden gelir, doğrusu eğer gezegen durağan olsaydı, tek bir günün yarım yıl sürmesine niçin olurdu (gene de bazı oldukça uzun soluklu gün batımlarını dört gözle bekleyebilirdik).

Alışkın olduğumuz 24 saatlik günler olmasaydı, biyolojik sirkadiyen ritimler tamamen geçersiz hale gelirdi. Bedenimize ne süre uyuyacağını ve ne süre uyanacağını söyleyen ritmik hücresel süreçler, kısmen güneş ışığının işlev görmesi için meydana getirilen tertipli değişikliklere bağlıdır. Arılardan ağaçlara kadar dünyadaki birçok canlı, yaşamlarını sürdürmek için sirkadiyen ritimlere güveniyor. Bu döngüleri değişiklik yapmak düzgüsel davranış kalıplarını altüst edebilir.

Dünya üstündeki atmosferik modeller de gezegenin dönüşüne bağlıdır. Gezegen dönmeyi durdurursa, hava akımlarının hareket etme şeklini büyük seviyede değiştirirdi (1.600 km/saat rüzgarlar söndükten sonrasında). Bugün gördüğümüz rüzgâr modelleri, dünya genelinde yağışların ve sıcaklıkların artırılmasında mühim bir rol oynuyor. Hava akımlarındaki herhangi bir değişim, mesela ormanların şu anda bulunmuş olduğu yerlerde çöllerin çiçek açmasına yada donmuş tundranın yaşanabilir hale gelmesine niçin olabilir. İklim değişikliği küresel hava modellerini değiştirdikçe, oldukça daha minik ölçekte de olsa benzer bir şeyi şimdiden görüyoruz. Sonuçlar, belirli ortamlara bağlı organizmalar için yıkım olabilir.

Dönmeyen bir Dünya bununla beraber kasırgaların sonu anlamına da gelir. Dönen devasa fırtınalar, gezegenin dönüşünden meydana gelen Coriolis kuvvetleri tarafınca oluşturulur. Büyüyen bir fırtınanın alçak tazyik alanına çekilen rüzgarlar şimal yarımkürede saat yönünün tersine ve cenup yarımkürede saat yönünde döndürülerek bir kasırgayı tanımlayan spiral çizgiler ve merkezi göz ortaya çıkar. Bu süreç, fırtınaların bu kadar kuvvetli büyümesinin bir nedenidir – bu yüzden onları kesmek, gezegenin dönüşünü durdurmanın ender yararlarından biri olabilir.

Sadece hareketsiz bir gezegen bununla beraber manyetik alanımızın sonu anlamına da gelebilir. Bilim adamları kati mekanizmalar mevzusunda hala belirsizlikler olsa da, manyetik alanın Dünya’nın sıvı metal çekirdeğinin hareketleri tarafınca yaratıldığını düşünüyor. Bilim adamları buna dinamo diyorlar ve netice, gezegenin çevresinde kıvrılan görünmez manyetik alan çizgilerinden oluşan bir ağ. Bu alanı kaybetmenin tesirleri, artık pusula ile gezinememekten oldukça daha fena olacaktır. Dünyanın manyetik alanı, öteki şeylerin yanı sıra bizi kozmik ışınlardan ve Güneş’ten gelen elektromanyetik fırtınalardan korur. Kesinlikle bağlı kalmak isteyeceğimiz bir şey.

Sonsuz günün gezegenleri

Bildiğimiz kadarıyla, asla dönmeyen gezegen yok. Gezegenleri ve öteki gök cisimlerini oluşturan süreçler organik olarak dönme ile sonuçlanır, bu da tüm dünyaların baştan beri döndüğü anlamına gelir. Sadece dönmeyen bazı gezegenler var, astronomların gelgit kilitlemesi söylediği bir şey. Bunlar, yıldızlarına devamlı aynı yüzü gösteren, kalıcı gece ve gündüz yanlarıyla sonuçlanan dünyalardır. Gezegenler ve yıldızları arasındaki yerçekimi etkileşimleri, bir gezegenin dönme hızını yavaş yavaş, yörünge dönemiyle tam olarak eşleşene kadar yavaşlatabilir.

Ay, gelgit kilitlemesine iyi bir örnektir. Gökyüzünün neresinde olursa olsun yada hangi aşamada olursa olsun, Ay’ın yalnızca bir tarafını görüyoruz, bundan dolayı gelgitte Dünya’ya kilitlendi. Aynı durum muhtemelen birçok dış gezegende, bilhassa de yerçekiminin daha kuvvetli olduğu yıldızlarına yakın olanlarda meydana gelir.

Bu gezegenler uç bölgeler şeklinde görünse de – bir tarafı donmuş, öteki tarafı pişmiş – bazı bilim adamları yaşamın orada hâlâ bir yol bulabileceğini öne sürdüler. Bazı gökbilimciler, dünya dışı yaşamın, günün geceye dönüştüğü yerin yakınında, gelgitle kilitlenmiş dünyaların alacakaranlık bölgesinde mutlu bir ortam bulabileceğini düşünüyor. Ötekiler, eğer gezegende kafi ısı yayılabilirse, atmosferik dolaşımın gelgitle kilitlenmiş bazı dünyaları her yerde ılıman tutabileceğini teorileştirdi.

Dünya’nın Güneş’e gelgitler halinde kilitlenmesi pek ihtimaller içinde değildir – bunun gerçekleşmesi için oldukça uzaktayız. Ve gezegenimizin dönüşü oldukça azca yavaşlasa da (her yüzyılda bigün ortalama 1,7 milisaniye daha uzun sürüyor), gezegenimiz asla dönmeyi tamamen durdurmamalıdır. Bu minnettar olunacak bir şey.

Kaynak: What would happen if Earth stopped spinning? | Astronomy.com

Paylaşın

Sponsor